Altın Biyolojik Olarak Uyumludur

Kolloidal altın suyu biyolojik olarak da uyumludur.
İnsan vücudunda herhangi bir sorun meydana getirmemektedir.
Altın vücuda yerleştirildiğinde zararlı bir etkisi bulunmamaktadır.
Bu nedenle diş dolgusu ve diş köprülerinde güvenli bir şekilde kullanılmaktadır.
Ayrıca atın parçacıklarının da milimetrenin milyonda biri büyüklüğe sahip olan nano parçacıkları keşfedilmiştir.
Bunun ardından uzmanlar küçük altın parçacıklarını farklı ebatlarda üretilmesini başarmışlardır.
Çeşitli aşamalardan geçen altın, pembe ve maviye çalan bir karışım haline dönüşmektedir.
Ebatları farklı olan çubukların ışığı eritebildiği belirtilirken, büyüklüklerine bağlı olarak hangi rengi emmesi gerektiği de belirlenebilmektedir.
Neno altın çubukları, özellikle prostat kanserinin erken teşhisine yardımcı olacağı belirtiliyor.
Altın çubuklarının ışığı emme özelliğinin kanserin eken teşhisinde kullanılabileceği vurgulanmaktadır.
Teşhis için hastaya önce bir miktar nano altın çubuğunun yer aldığı karışım verilmektedir.
Altın çubukları vücuttaki kanser hücrelerini tespit etmekte ve hücre duvarına yapışmaktadır.
Uzmanlar sonrasında düşük seviyedeki bir lazer kullanarak kanserli dokuya ışın yollamaktadır.
Lazerin yolladığı ışının parçacıklar tarafından emildiği sonrasında da bu parçacıkların ses ve ısı çıkardıkları belirtilmektedir.
Bir detektör aracılığıyla ses ve ısının sinyale dönüştüğü, bu sinyalle de kanserli hücrenin bugüne kadar olmadığı bir şekilde net olarak ortaya çıktığı söylenmektedir.
Bu yöntemde cildin çok daha derinlerine nüfus edilebildiği, bu sayede derinlerdeki tümör türlerinin de belirlenebilmesi mümkün olabilmektedir.
Bu arada çok küçük altın parçacıkları ve infrared ışığından meydana gelen tedavi yöntemi de uygulanabilmektedir.
Bu yöntemde birden fazla ilaç yüklenmiş bir kapsül, kan damarlarında dolaşırken, hastalıklı bölgeye geldiğinde yükünü bırakmakta, daha sonda da ikinci ilacı bırakmak için diğer hastalıklı bölgeye hareket etmektedir.
Ancak ilaç yüklerinin ne zaman bırakılması gerektiğinin kapsüle önceden yüklenmesi gereklidir.
Bu konuyla ilgili geliştirilen yeni teknikte ise taşıdığı ilacı kaplayan farklı şekillere sahip altının infrared dalga boylarına maruz kaldığında erimekte ve bu sayede ilacın ortaya çıkmasını sağlamaktadır.
uygulanan bu yöntemde ilacın bırakılma zamanı dışarıdan kontrol edilebilmektedir.
Bu sayede zamanlama sorunu tam anlamıyla ortadan kalkmış olmaktadır.
Yeni yöntemin aynı anda iki ölümcül hastalığa yakalanmış bir kişinin aynı seansta tedavi edilebilmesinin önünün açılacağı belirtilmektedir.
Örneğin hem AIDS hem de kanser hastası olan bir kişinin tek seansta tedavi edilebilme imkanının elde edileceği vurgulanmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2018© BioSimya.Tüm hakları saklıdır.